SONSUZUN İKİ ATLISI

(Bismillahirrahmanirrahim)

  1. BÖLÜM

Güzelliklerinin rahmetini ve cemalini âlem ve insanlık aynasında seyret. Küntü kenz esrarının hazinelerini, yokluk sahrasında çiçekler gibi açtırıp güllerle donatan, isimlerin ve sıfatların, fiiller ve eserlerin sanatını nun vel kalem, kaf ile nun, kün iradesini zatının ilahi sahifelerinden yokluk levhinde aynalaştıran Cenabı Allah’ın sonsuz rahmetinin Cemalini ve Celaline ve Kemaline, zatının esma ve sıfatlarına kudret-i isharı’na sonsuz hamdüsenalar olsun.

Ezeli ve ebedi olan Allah, zaman ve mekân var olmadan önce bütün iyilik ve güzellikleri, olgunlukları zatının gizli hazinesinde ıtlak iken Cenabı Allah, kendi vücut varlığında kemalat ve cemalinin bütün görüntüleriyle kendinden kendine sonsuz esma ve sıfatlarına nur saçarken, bu güzelliği görecek göz ve aşkıyla yanacak gönüller henüz zuhur etmemişti. Hâlbuki Allah görünmek, tecelli etmek, nurunun yansımalarını âlemlerde görmek istemiş ve on sekiz bin âlemi altı taayyün içinde inşa etmiştir. Bu meyanda bize yakın olan kâinat dediğimiz evren de zuhur etmiştir.

 Peygamber efendimizin mübarek hadislerinde de olduğu gibi “ben gizli hazineyken bilinmekliğimi sevdim, istedim ve halkı yarattım. Halk yalnız yaratanını bilmek ve vechi ehadiyetinin kemaline ermek için bu âleme geldi” şeklinde bize bildirmiştir. Âlemlerin varoluşu, Allah’ın varlığının bilinmesi ve sıratı müstakim içre yaratılış sanatının tekâmülü içindir. Cenabı Hakkın kutsal iradesinin kulları için tasarladığı kemalat hiyerarşisini gerçekleştirmek ilahi kanunlara bağlıdır.

Tecelliler ise; Allah, âdem denilen yokluğa tecelli kıldı ve “kün” (ol) sözü ile emir verdi. O zaman yokluğun aynasından Allah’ın varlığını belirleyen şekiller, yaratıklar belirdi. İşte bu aynalardaki yansımayı gören göz insandır. Külli manada da insanı kâmildir. Allah insana şah damarından daha yakındır. Bu nur Hz. Muhammed’in nurudur ve Hakikati Muhammediye’dir.

BEDRİ KEMAL
Yüce dağ başından doğar bir bedri kemal âlemlere
Şule verir gönüllere nuru sevgili cemali yar
Eser badı saba meltem meltem cihanı âlemlere
Açar kalbi dalga dalga hal içinde erer manaya

Sarar ol muhiti âlemleri sükûnu mehtabı safa
Bahtın erişir rahı leyleyi kadre visali yara
İklimi rahı sultandır ol can diriltir her mevtayı
Açar gönüllerde nuru aşkın mübin fethi manayı

Tenezzül eyleyip arştan ruhu sultanı ünsü melek
Açıla ta arşa dek perdeler fecri sübhanı ebed
Huzura erer de cümle âlemler rahmeti Mevla’dan
Kalmaz bela-ü hicran hasret ateşi zatı Mevla’dan

Doğar vahdet burcundan şemsi ezeli nuru risalet
Kabeyi kevseyn ev ednada mihman olur ol saadet
Şarkta ve garpta bulunur mu bu seceri rahı devlet
Vahdeti manadır hakikat gönülde bulur hidayet

Varlığın nur kesilir kalmaz mücrimi serabı halet
Bulur kalbin demi kevseri kemişkatin fiha misbah
Hikmeti la da kalmaz ene talu ameli bataklık
Zuhur eder turu kalpten zeyti seceri nuru rahmet

Kevkebu zücacen ol dürri yektaya döner sırrında
Gülü handan tutar anı demi aşkı ilahi yardan
Yehdillahi li nurihi men yeşa maşuku can eder
Bilir Allah bildirir o an zatına ihsanı Nusret

Ezeli rububiyyed bahtına yakın istiva eyler
Miratı ubudiyyette safi aşkına divan eyler
Tahtına otura ol rahman saltanatı iki cihan
Hayı vema erselnake illa rahmeten lil âlemin

Küntü kenzen mahfiyyen ol hakkı ezeli uluhiyyed
Cümleden pinhandır sırrında ol bahrile ahadiyyed
Halis, bundan öte iz bulunmaz sahili yok deryadır
Hayret ender hayret ola Hakikat-i Muhammediye

 Yaratılış sanatının ilahi cilvesi kendi güzelliklerini kullarında görmek isteyince, hilkatin varoluş sırrındaki kemal derecelerini belirtmek istedi. Ruhlar gurup gurup ordulardı. Bu gruplar sanki belirli bir isimlerle isimlendirilmişlerdi. Her bir varlığın kendi öz yapısındaki tanelerin, çekirdeklerin, yumurtaların derinlikleri her biri kendi varlık karizmasında Hakkın hilkatinden Rabbinin cömertlik lütuflarını arzulamaktaydı. Cömertlik denizi, ilahi aşk hareketiyle zatından esma ve sıfatlarına coşunca, yaratıklarının bütün taayyünleri mümkünül varlığı meydana getirdi. “Elestü bi rabbiküm” Rabbiniz değil miyim? Hakkın tatlı çağrısına cevap vermek, imtihan sırlarını meydana getirdi. Adalet terazisi öyle bir kalem çekti ki kulluğun şanı burada belirdi.

Yaratılan her varlık vasıflandığı isim ve sıfatlara göre kendi gönül aynasında yaratan Rabbini tanıma fırsatı buldu. Bu doğuşun denizinde her biri balıklar gibi nimetlenmedeydi. İlahi cilvenin hareketiyle bunlar, Rabbinin hareminde yaratılan şehzadelerdi. Cenabı Rabbül Âlemin kullarının kendi mertebelerine göre kemal arzusunu yerine getirmek için âlemlerin ve ademiyetin burhanını onlara mihenk taşı yaptı. 

Tamamı 6 bölümdür. Bu kısım 1. Bölümün az bir kısmıdır.